Avokado ağacının Orta ve Güney Amerika’da M.Ö. 5000’li yıllara kadar uzanan bir geçmişi olduğu tahmin ediliyor. İnka kenti Chan Chan’da M.S. 900’lü yıllardan kalma avokado şeklinde bir su kabı keşfedildi.
Anavatanı Meksika’nın Puebla eyaleti olan avokado, Güney Amerika’da yaygındır. 17, 18 ve 19. yüzyıllarda sırasıyla; Jamaika, İspanya, Endonezya, Brezilya, Amerika Birleşik Devletleri, Güney Afrika, Avustralya ve İsrail’e yayıldı. Kaliforniya Avokado Birliği, ilk kez 1915 yılında “avokado” terimini kullandı. Avokado, bu tarihten sonra giderek dünyaya yayıldı. Günümüzde birçok ülkede gıda, sağlık ve kozmetik alanında kullanılıyor.

Tarihi kayıtlarda Osmanlı’da avokadonun ilk kez 1700’lü yıllarda Molla Kamil Efendi tarafından yetiştirildiği belirtiliyor. Avokado, o dönemde kısa süre içinde İstanbul seçkinlerinin sofralarında yer almış. 1688 yılında dünyaya gelen Molla Kamil Efendi, Roma ve Paris’te eğitim aldı. Eğitimi sırasında özellikle nebatiye ve ziraat ilimleri ile meşgul olan Kamil Efendi, İstanbul’a döndüğünde sarayda bostancıbaşının yanında çalışmaya başladı. 1720 yılında lalelerdeki hastalığı tespit ve tedavi etmesi üzerine büyük takdir kazandı ve devrin sultanı III. Ahmet tarafından takdir ve taltif edildi. Bunun üzerine “halaskaran-ı lalezar” lakabı aldı.Molla Kamil Efendi, kendisine ödül olarak verilen Yalova’daki arazisinde Paris’te gördüğü avokado meyvesini yetiştirmeye çalışmıştır.
Uzun uğraşılar sonucu Yalova ikliminde avokado yetiştirmeyi başaran Kamil Efendi, bu meyve hakkında bir risalede şu ifadeleri yazmıştır; “Avokad nam bu ağaca kim timsah armudu da derler, faidesi saymakla bitmez. Sayesi hoş, bakması ala, yemişi leziz ve şifadır. Meyvesi cennet taamı olup neyle yense yakışır, ağza ferahlık mideye küşayiş verir. Yağı sürülende cilde sedefi bir nur katar. Evrakı pişirilip içilse hasat-ül kilyenin (böbrek taşı) ilacudur…”
Kamil Efendi’nin yetiştirdiği meyve, Damat İbrahim Paşa tarafından beğenilir. Saray davetlerinde ikram edilmeye başlanan avokado, kısa zamanda İstanbul seçkinlerinin gözdesi olmuştur.
Avokadonun Osmanlı serüveni, 1730 Eylül ayında patlak veren Patrona Halil Ayaklanması sırasında son bulmuştur. İsyancılardan bazıları avokadonun “timsah ile ağacın ciması ile yetiştiği” dedikodusunu ve mekruh olduğunu yaymışlardır. Bu olay, Osmanlı’da avokado üretimini sona erdirmiştir. Avokadonun bu olaydan sonra tekrar topraklarımıza girişi yaklaşık 250 yıl sonra gerçekleşmiştir.
